18 Mart 2014 Salı

Buraya Kadar

Öncelikle buraya kadar da olsa Şampiyonlar Ligi heyecanını bize yaşattığı için Galatasaray’a teşekkürler.

Bugün Avrupa’nın en iyi savunma yapan ve en hızlı kotra atağa çıkan takımlarından birine karşı oynadı Galatasaray. Zaten Mourinho’nun takımlarının tipik özellikleridir bunlar. Mancini, orta sahada klasik Selçuk-Melo ikilisine ilk maçta sonradan oyuna girip Galatasary’a direnç getiren, rakibi bozan Yekta’yı da katarak hem agresif hem de topu ayağında tutabilecek, oyuna yön verebilecek bir orta saha oluşturmak istedi. Ancak Selçuk’un muhtemelen kariyerinin en kötü futbolunu bu akşam oynayacağını öngöremedi tabi. Yekta, ilk maçın da etkisiyle kendisinden beklenen futbolun çok uzağındaydı. Buna Melo’nun da iyi niyetle çabalamasına rağmen etkisiz oyunu  ve sarı kartın etkisiyle düşen agresifliğini eklersek, orta sahanın tüm hakimiyeti zaten güçlü ve teknik kapasiteye sahip olan Chelsea’ye geçti. İlk yarıda Galatasaray’dan yana olan top sahip olma oranına aldanmayalım. Orta sahada ve kendi yarı sahanızda istediğiniz kadar topa sahip olabilirsiniz. Sonuca etkisi olmaz. Rakibinizi bu bölgede tutarak top sizde olmasa da hakimiyeti ele geçirmiş olursunuz.
İleri uçtaysa, Sneijder de Selçuk’a özenircesine oldukça kötü bir maç çıkardı. Drogba için çok duygusal bir akşam olmuş olabilir. Basın da bunun böyle olmasını sağladı. Elinden geldiğince mücadele etmeye çalıştı. Ancak yaptığı basit hatalar, Chealsea taraftırının jestleriyle konsantrasyonunu yitirmiş olduğunu gösterdi.

İlk yarıyı 2-0 geride kapatmışken ve sahada bu kadar etkisiz oyuncumuz varken Mancini’den daha cesur hamleler bekliyordum. Ancak ikinci yarıya Melo’yu defansa çekip üçlü defans ve Eboue ile Telles’i orta sahaya çıkararak 5’li orta saha ile başladı. Bu taktik mantık olarak olumlu karşılanabilir. Ancak buradaki en önemli nokta orta sahanın zaten etkisiz olması. Ayrıca 1 maç oynatıp 2 maç oynatmadığı Eboue’nin de sağ bekteki etkisiz oyununa rağmen orta sahaya çıkarıp nasıl bir katkı beklediğini de anlayabilmiş değilim. Sabri dinamizmiyle burada çok daha faydalı olabilirdi.
Ardından gelen Burak-Umut değişikliği de anlamsızdı. Her ne kadar o da etkisiz olsa da gole ihtiyaç duyulan bir anda golcünüzü çıkarmazsınız. Üstüne, zaten oynatmadığı ve ilk maçta ilk yarının bitmesini bile beklemeden çıkardığı Hajroviç’i kurtarıcı olarak oyuna aldı. Bu da anlam veremediğim bir değişiklikti ki zaten o da olumlu hiçbir şey yapamadı.

Mourinho’nun da söylediği gibi Mancini takımla o kadar çok oynuyor ki bırakın bizi futbolcular bile anlayamıyor sanırım.

Bir de hakemlerimize bir ufak gönderme. En ufak temasta kendini bırakan futbolcuya faul çaldığınız sürece Avrupa maçlarında ayakta kalan oyuncumuz olmaz  ama faul de olmaz.


Utku Terzi

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Katkıda bulunanlar

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı