25 Nisan 2013 Perşembe

KUPA  İÇİN  SALDIR  FENERBAHÇE
Galatasaray ile Fenerbahçe arasındaki  “Ezeli Rakip Ebedi Dost” klişesini hepimiz çok iyi biliriz. Bugün birkaç  anekdotla  bu konuya değinmek istiyorum.
Her Galatasaray’lı Ali Sami Yen’in,  arkadaşlarıyla bu kulübü kurarken kendilerine düstur edindikleri sözlerini çok iyi bilir: “Maksadımız İngilizler gibi toplu bir hâlde oynamak, bir renge ve bir isme mâlik olmak ve Türk olmayan takımları yenmek.”  
Bu düsturla kuruluşunun ilk 10 yılı içinde Türk olmayan takımlarla maçlar yapmaya başlamıştı Galatasaray. O zamanlarda evrensel kurallarla futbolun çizgileri net ve kati olarak çizilmemiş olduğundan 1911 yılında Galatasaray ilk Avrupa maçını oynarken Fenerbahçe’den iki oyuncuyu da kadrosuna katıyordu. 1921’de yine bir Avrupa maçında aynı durum tekerrür ediyordu. Bu oyuncu alış verişi tek taraflı değil, Fenerbahçe’nin Avrupa takımlarıyla yaptığı maçlarda da oluyordu.
O zamanlar iki kulüp getirdikleri Avrupalı takımlarla birer maç yaptıktan sonra üçüncü maça karma bir takım çıkar, ortası sarı, bir yanı kırmızı diğer yanı lacivert olan forma giyerlerdi.                 
Karşılıklı sağlanan bu destek bu kadar da uzun yıllar öncesinde kalmadı. Bir çoğunun hatırlayacağı üzere Galatasaray’ın Neuchetel Xamax karşısında aldığı galibeyti masa başında kaybetmek üzereyken Fenerbahçe’nin efsane başkanlarından Ali Şen’di Galatasaray’a maçı masa başında da kazandıran.
Bugünün futbolu her ne kadar endüstri olmuş ve her iki takım da bu endüstride söz ve pay sahibi olmaya çalışıyor olsa da biz ülke olarak henüz o amatörlüğü üzerimizden atamadık. Böyle bir tarihe ve kültüre sahip bir toplumun torunları olarak bugün söylenecek tek bir şey var.
KUPA İÇİN SALDIR FENERBAHÇE…             

Utku Terzi                                                                                                     

11 Mart 2013 Pazartesi

Terim'in Aslanları



Arena'daki maçta izlediğimiz Schalke, modern futbolu Alman disipliniyle oynayabilen bir takımdı.
Hızlı ve ayağa paslarla geldiler Galatasaray kalesine.
Galatasaray zaman zaman baskı kurmaya çalışsa da Schalke her zaman boşa adam çıkarmayı ve
her defasında topu boştaki adama göndermeyi başarıp baskıyı aştı.
İşte bu durum Almanya'daki maçın kilidi olacak diye düşünüyorum.
Bu durumda yarın Galatasaray'ın orta sahayı kalabalık tutup hem Schalke'nin pas yapmasını engelleyip
hem de baskı kurabilmesi şart. Orta sahayı kalabalık tutalım dediğimizde yeni bir sistem ya da
diziliş de gündeme gelecek doğal olarak.
Her ne kadar bir önceki yazımda Fatih Terim'in bu konuya artık bir nokta koyacağını ve bunun
sinyallerini bu maçta göreceğimize değinmiş olsam da aslında çok da önemli değil. Önemli olan
sahada verilecek mücadele.
Sneijder cumartesi günü antrenman öncesi verdiği röpörtajda %100 performansın yeterli
olmayacağını, daha fazlasını vermeleri gerektiğini belirtmişti. Galatasaray'ın ihtiyacı tam olarak bu.

Sneijder, İnter günlerinden bahsederken Mourinho'nun iki maç arasında kendisini tatile gönderdiğini ve
döndüğünde hiç bir şey söylemeden maça ilk 11'de başlattığını, bu durum karşısında Mourinho için
her şeyini sahaya koyabileceğini anlatmıştı. Bir diğer yıldız Drogba da Mourinho'dan ikinci babam
diye bahseder ve O da sahada O'nun için çok daha fazasını verebilir. Drogba da Sneijder de çok büyük
yıldızlar ve Galatasaray'a çok büyük katkı sağlayacaklarına şüphe yok. Ama Galatasaray'ın bu maçta ihtiyacı
takıma katkı sağlanması değil, herkesin varını yoğunu ortaya koyması. Hemen hemen oynadığı her maçta
eleştirmiş olsam da, Terim için, Galatasaray için varını yoğunu sahaya koyacak isimlerin başında
Sabri Sarıoğlu gelir. Bu maçta Sabri'yi orta sahada görürsem hiç şaşırmam. O'nun dinamizmi, hırsı ve
kendini adaması belki tüm takıma ilham verir.

Fatih Terim'in yarınki kadroyu güvendiği, inandığı oyunculardan kuracağını düşünüyorum.
Elbette taktiksel olarak da düşündükleri var Fatih Hoca'nın.
Ama sahada kimin olacağından ve dizilişten çok daha önemlisi Terim'in Aslanları'nın vereceği mücadele.

Utku Terzi

9 Mart 2013 Cumartesi

Şanssızlık mı ? Beceriksizlik mi ?

Tarih 8 Mart 2013, günlerden cuma. Galatasaray Eskişehir rezaletinden sonra ligin ilk yarısında 2 puan bıraktığı Gençlerbirliği'ni evinde ağırlıyor.
Fatih Terim bu maçta da kadro denemelerine devam ediyor. Melonun yine yeniden cezalı olması , Drogba nın hafif sakatlığı da bunun sebeplerinden. Haftalardır ortada gözükmeyen Emre Çolak ve Yekta bugün ilk onbirde sahadalar. Selçuk, Yekta , Hamit, Emre den oluşan ortasahanın önünde hatta daha çok Burak'ın yanında Sneijder var. Geri dörtlü de sakatlığı süren Dany'nin yerinde Gökhan yanında Riera, Semih ve Eboue.

Galatasaray maça iyi başlıyor, özellikle Eskişehir maçının aksine topun kontrolü orta sahada Galatasaray da. Sarı kırmızılar Eboue ve kısmen Riera'nın bindirmeleri ile gol pozisyonlarına giriyor. Burağın bacak arasından kaçırdığı top, Ebouenin güzel şutunu Ramazanın kurtarması aslında maçın zora gireceğinin göstergesi gibi. Bir de buna Hamitin klasik olan direkten dönen 2 şutu eklenince şansın bu gece Galatasaray dan yana olmadığı ortada. Fakat Gençlerbirliği'nin olmayan ortasahası ve neredeyse kanattan hiç hucum etmeyen Emre ve Hamite karşı bile aksayan bekleri ile kimse bu maçta Galatasaray'ın puan kaybedeceğine ihtimal vermiyor
İlk yarının iyileri Eboue, bindirmeleri ile Riera , şutları ile Hamit olurken. Sneijder poziyonu itibari ile sadece son toplarla buluştuğu için, Emre Çolak da sanırım ne twit atsam diye düşündüğü için etkisizler arasında.
Hakem ilk yarıyı bitirdiğinde gol olmasa da taraftarlar Galatasaray'dan memnun (özellikle son maçın ardından).

İkinci yarı başında Gençler daha derli toplu oynuyor ve kontralarla gol aramaya başlıyor. Sinyor Terim 57. dakika da Sneijder ve Çolak'ı dışarı alırken Amrabat ve Umut Bulut oyuna giriyor. Amrabat oyuna girdikten sonra artık ezbere yaptığı sağına çekerek ortaladığı toplardan başka katkı sağlamazken, Umut önüne düşen topla oluşan pozisyonu yanlış pas tercihi sonucu harcamaktan başka maça hiç etki etmiyor.

Maçın 60. dakikası her zamanki gibi kendi yere bırakan Eboue'nin arkasından kafayı vuran Belçikalı Björn cezayı kesiyor ve Gençler 1-0 önde. Golün yarısını Eboue ye yazmak lazım.

Golü yiyen Galatasaray kurtarıcı olarak siyah fili oyuna sürüyor. Drogba oyuna girince Galatasaray, Drogba'lı her maçta yaptığu gibi  normal oyun düzenini bırakıp topu ona doğru şişirmeye başlıyor. Fakat tamamen defansa kapanmış Gençler düşen tüm topları topladığı için Drogba da son derece etkisiz kalıyor.

Maçın son anlarında alakasız bir pozisyonda çalınan penaltı, yanlış faul kararları ve olmayan yumruğa verilen kırmızı kart ile hakem de Galatasaray'a ayak uyduruyor ve son derece başarısız bir yönetim sergiliyor.

Sonuç; Galatasaray için salı öncesi moral bozukluğu ve rakipler iştahlanmışken giden 3 puan, Gençler için lig de kalmak adına alınmış gelen 3 puan oluyor.

Terim İşbaşına



Maça oldukça hızlı ve istekli başlayan Galatasaray Burak Yılmaz'la bulduğu poziyonları 
değerlendiremeyince ve Hamit yine direklere takılınca ilk yarı golsüz tamamlandı. 
İkinci yarıya ise ilk yarının tam tersine çok durgun başladı Galatsaray. Taki gole kadar.
Eboue'nin her zaman yaptığı gibi -bu defa sorumsuzca kendi ceza sahası içinde- ufacık bir temasla kendini yere bırakması 
sonucunda Gençlerbirliği'nin golü geldi. Eboue'nin bu laubali tavırları artık son bulmalı. Şimdiye kadar sadece 
rakip takım taraftarlarının tepkisine sebep olan  bu hareketler dün puanlara mal oldu.
Yenilen gollerin ardından toparlanan Galatasaray'da iki kritik atak vardı. İlkinde Burak Drogba'yla oynamak
yerine kendi oynamayı tercih edince, ikincisinde ise Umut yine Drogba ile oynamak yerine yanlış pas tercihi yapınca
Bu fırsatlar da pozisyona dönüşemeden harcanmış oldu.
Burada bir parantez açalım.
Drogba Galatsaray'daki ilk maçına çıktığında hem kendisi iyi oynamış hem de takımı oynatmıştı. Drogba'nın oyuna girmesiyle
takım canlanırken özellikle Snejider'in oyunu da çehre değiştirmişti. Drogba'nın bu etkisi Schalke maçında da görüldü. 
Drogba arkadaşlarını bu kadar oynatırken bu maçta takımın onu oynatamamış olması rakip stoperler arasında kaybolmasına sebep oldu.
Drogba ve Sneijder'in gelişinin takıma büyük güç katkı sağlaması beklenirken şu an için takıma katkılarından çok hafif bir
kaos görüntüsü var. Her duran topta herkesin topun başına geçmesi, her hafta kadaronun ve dizilişin değişmesi durumu
anlatmaya yetiyor bence. Kadro ve sistem konusuna Fatih Terim mutlaka bir nokta koyacaktır ve bunun ilk sinyalini
Schalke maçında göreceğimizi düşünyorum. Aynı hızla duran top konusunu da çözmesi gerekiyor.
Dünkü maça geri dönecek olursak, golden sonra risk alıp 4 forvetle oynayan Galatasary bir türlü golü bulamadı. Gol 
gelmedikçe de stres yapıp Drogba'nın varlığından faydalanmak isteyip doldur-boşaltı abarttıkça abarttı. 
Tüm takdir haklarını Galatasaray'dan yana kullanan ve maç boyunca bir standart da tutturamayan 
hakemin maçın sonunda verdiği akla mantığa sığmayan penaltısı da kurtaramadı Galatasaray'ı. 
Kaçan penaltı kimileri için takdiri ilahi kimileri için şanssızlık kimileri için de zemindi.
Hangisi olursa olsun bu zemin bu güzelim stada ve bu büyük taraftara yakışmıyor. 
Bu da yönetimin ayıbı..
Utku Terzi

Katkıda bulunanlar

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı