Buraya Kadar
Öncelikle buraya
kadar da olsa Şampiyonlar Ligi heyecanını bize yaşattığı için Galatasaray’a
teşekkürler.
Bugün Avrupa’nın
en iyi savunma yapan ve en hızlı kotra atağa çıkan takımlarından birine karşı
oynadı Galatasaray. Zaten Mourinho’nun takımlarının tipik özellikleridir
bunlar. Mancini, orta sahada klasik Selçuk-Melo ikilisine ilk maçta sonradan
oyuna girip Galatasary’a direnç getiren, rakibi bozan Yekta’yı da katarak hem
agresif hem de topu ayağında tutabilecek, oyuna yön verebilecek bir orta saha
oluşturmak istedi. Ancak Selçuk’un muhtemelen kariyerinin en kötü futbolunu bu
akşam oynayacağını öngöremedi tabi. Yekta, ilk maçın da etkisiyle kendisinden
beklenen futbolun çok uzağındaydı. Buna Melo’nun da iyi niyetle çabalamasına
rağmen etkisiz oyunu ve sarı kartın
etkisiyle düşen agresifliğini eklersek, orta sahanın tüm hakimiyeti zaten güçlü
ve teknik kapasiteye sahip olan Chelsea’ye geçti. İlk yarıda Galatasaray’dan
yana olan top sahip olma oranına aldanmayalım. Orta sahada ve kendi yarı
sahanızda istediğiniz kadar topa sahip olabilirsiniz. Sonuca etkisi olmaz.
Rakibinizi bu bölgede tutarak top sizde olmasa da hakimiyeti ele geçirmiş
olursunuz.
İleri uçtaysa,
Sneijder de Selçuk’a özenircesine oldukça kötü bir maç çıkardı. Drogba için çok
duygusal bir akşam olmuş olabilir. Basın da bunun böyle olmasını sağladı.
Elinden geldiğince mücadele etmeye çalıştı. Ancak yaptığı basit hatalar,
Chealsea taraftırının jestleriyle konsantrasyonunu yitirmiş olduğunu gösterdi.
İlk yarıyı 2-0
geride kapatmışken ve sahada bu kadar etkisiz oyuncumuz varken Mancini’den daha
cesur hamleler bekliyordum. Ancak ikinci yarıya Melo’yu defansa çekip üçlü
defans ve Eboue ile Telles’i orta sahaya çıkararak 5’li orta saha ile başladı.
Bu taktik mantık olarak olumlu karşılanabilir. Ancak buradaki en önemli nokta orta
sahanın zaten etkisiz olması. Ayrıca 1 maç oynatıp 2 maç oynatmadığı Eboue’nin
de sağ bekteki etkisiz oyununa rağmen orta sahaya çıkarıp nasıl bir katkı
beklediğini de anlayabilmiş değilim. Sabri dinamizmiyle burada çok daha faydalı
olabilirdi.
Ardından gelen
Burak-Umut değişikliği de anlamsızdı. Her ne kadar o da etkisiz olsa da gole
ihtiyaç duyulan bir anda golcünüzü çıkarmazsınız. Üstüne, zaten oynatmadığı ve
ilk maçta ilk yarının bitmesini bile beklemeden çıkardığı Hajroviç’i kurtarıcı
olarak oyuna aldı. Bu da anlam veremediğim bir değişiklikti ki zaten o da
olumlu hiçbir şey yapamadı.
Mourinho’nun da
söylediği gibi Mancini takımla o kadar çok oynuyor ki bırakın bizi futbolcular
bile anlayamıyor sanırım.
Bir de
hakemlerimize bir ufak gönderme. En ufak temasta kendini bırakan futbolcuya
faul çaldığınız sürece Avrupa maçlarında ayakta kalan oyuncumuz olmaz ama faul de olmaz.
Utku Terzi